bana belki de inanmayacaksınız ancak yine de anlatmak istiyorum...
herşey bir balık çiftliğine gidip iş öğrenme isteğimle başladı. burdan yola max sürati 70 olan motorumla çıktım maceraperestim ya

sonra 4 saatlik yolculuğun sonunda gideceğim yere sadece 7 km kalmıştı... lastik patladı

geriye doğru 1 km gittikten sonra bir lastikçide tamir ettirdim (fotoğrafların arasında lastikçi mevcut

) yoluma devam ettim... sonunda varmıştım istediğim yere ve çalışmaya başladım...
ilk gün akşam varabildiğim için iş yapmadım... insanları tanıdım, balıkçıları ve nihayetinde uykumu bir kayığın üstünde 100 m açıkta yaptım

hafif bir sallantı herşey normal gibiydi oltamı eğlencesine salmıştım yarı uykulu bekliyordum uyuyakalmışım sonra seslere uyandım... domuz sürüsü balık leşlerine gelmiş :S ancak açıktaydım bu sesler bile insanı ürkütmeye yetiyor emin olun!
ertesi gün saat 6 da kalkı

balıkları yemlemeye başladık işin en güzel yanlarından biriydi... daha sonra tam 4 kafesi suyun altından başka bi yere taşıdık... kulağa garip geliyor ama cidden zor bir iş... ha unutmadan bu olay şu izmir'in 49 derecelik tavan sıcaklığı yaptığı gün oluyor

öyle veya böyle tam 6 saati o sıcağın altında, denizin üstünde denize giremeden, ve gölgeye sığınamadan geçirdim... işte tam da bu günün akşamı ertesi gün tam 1 ton yem geleceği söylendi... yani iş öğrenmeden çıkı

bedava işçi olmaya doğru ilk günden başladı ve bende hareket kararımı aldım...
almaz olaydım; işte o günün sabahı 6 da kalı

sigaramı içmiş çantamı zı

kınımı hazırlamışken motora bindim ve motoru çalıştırdım... harekete başladığım an hissettim bi şeyler ters gitmekteydi ne olabilirdi? TEKERLEK pffff işte başımdan aşağı deniz kadar kaynar suyun döküldüğü an budur... her neyse şansıma 2 km kadar uzakta başka bir lastikçi vardı ona gittim durumu anlattım. meğer önceki tamir eden şahıs dış lastikteki çiviyi çıkartmamış... sonuç itibariyle 2 yırtık iç lastik elimde duruyordu... dedim hadi yapalım gidelim onun yanıtı: "yapmak kolay da bu ölçülerde iç lastik burada mevcut değil" burası ne kadar da göreceli bir belirteçmiş meğer... motoru orada bırakı

izmir e geri döndüm iç lastik aldım (hem de 2 tane

)... bitti sanıyorsunuz ama bakın aşağıda 1 paragraf daha war
yola koyulmuştum otobüsteydim herşey iyi sayılırdı sadece dönüş yolunun 4 saat daha motor üstünde oluşu biraz gözümü korkutuyordu... otobüs Söke ye vardığı vakit ceplerimi yokladım ve işte yamyamların kaynar kazanına düştüğüm an... ANAHTAR YOK!!! babamı aradım göndermesini söyledim ancak gel al geri gidersin parasını ben veririm bi daha bi şey unutmamayı öğren dedi... ancak o kadar yolu geri gelmeyi gözüm yemedi... yola dolmuşla 50-60 km daha giderek devam ettim istediğim yerde o lastikçideydim... bu sefer iç lastik te vardı lastiği yaptık ama motor nasıl çalışacaktı? lasstikçi bir anahtarcıdan bahsetti yaparsa o yapar dedi ve bende motoru çalıştıramadan anahtarcıya kadar gittim...
motorun kontağını açtık ancak dönüş için yeterli benzinim yoktu. bagajı da açtık ve bagaj kilidinin olduğu yere bir taş koyduk bu şekilde benzinliğe kadar gitmeliydim... sonunda eve dönüş yolundaydım... benzinliği gördüğüm an içimi bi heyecan kaplamıştı ki yerdeki çukur beni hop diye havaya attı düşmedim ancak o zı

lamayla taş ta aynı heyecanı hisseetmiş olsa gerek taş ta zı

ladı ancak taş düştü... bagaj kapanmıştı artık benzin alamazdım geri dönüş içinse çok geçti....
devam ettim yola nerede duracağını bilmiyordum motorun... sadece devam ediyordum sağım solum düz... boşlukta devam ediyordum birkaç kamyoneti durdurdum motoru arkaya atabilir miyiz? diye... ancak nafile ya yolları uymadı ya araç doluydu... sonunda yolun karşısından bir kamyonetçi dönerken gördüm ve ona elimle işaret ettim, durdu hayırdır dedi aramızdaki dialog:
-hayırdır?
-abi walla durum berbat ben sana yolda anlatayım hikayeyi motor benim anahtarı izmir de motor önce izmir den geldi şimdi izmir e gitmeye çalışıyor ruhsatı falan yanımda balık çiftliğine geldiydim ben, lastik patladı, çocuk tamir...
-tmm yolda anlat sen en iyisi
böyle bir dialogun ardından motoru yükledik yola çıktık... aslında torbalı ya kadar gidecek beni ayrımda bırakacaktı ancak tanrının parmağı olsa gerek bir telefon geldi ve izmir e bırakmasını söyledi... yol boyunca hikayeyi anlattım ve çok güldük... izmir de gaziemir de bıraktı beni çok sağ olsun... ve ben gazı sonuna kadar köklemiş evim evim diye mümkün olan en hızlı şekilde gidiyordum...
işte tam bunları yazdığım bu vakit ewden girmiş motorun ANAHTARIYLA kontağını kapatmış bilgisayarımın başına oturmuş sizinle bunları paylaştığım andır... bir daha yapar mıyım? ASLA derim ancak biraz vakit geçsin daha da çılgınca bir şey yapacağım... aynı zamanda bir maceranın bittiği andır "." (NOKTA)
--
i'd rather be a strong girl known by few, than a weak girl known by many..
--
l'amore che fugii da me tornerai...
--
l'amore che fugii da me tornerai...
--
outlanders will be shot, strangers will be shot again
--
l'amore che fugii da me tornerai...
Previous Page123Next Page